Washington DC

04:13:05

GMT -04:00

1 $ (USD)
=
6.04 TL (TRY)
Bugün
21º
Orta şiddetli yağmur
15º / 27º
  • Ça
    14º/21º
  • Pe
    15º/24º
  • Cu
    12º/18º
  • Ct
    10º/18º

Washington D.C. (District of Columbia), dünyanın en kalkınmış ve güçlü ülkesi olarak bilinen Amerika Birleşik Devletleri’nin başkenti olma sıfatını birçok yönden hakeden ve ülkenin tarihini yaşamış bir şehir. Hiç bir eyalete bağlı olmayan şehir, direkt olarak federal hükümet tarafından tanınıyor.

Washington, Beyaz Saray gibi ünlü binalarıyla bilinmesine rağmen, ziyaretçilerine bundan fazlasını sunabiliyor.

17. yüzyılda Avrupalılar gelmeden önce bu coğrafyada Nacotchtank adlı yerliler yaşıyormuş. 18. yüzyıldan itibaren ise sürekli yer değiştirmişler. Sonradan gelen Avrupalılar ise 1751’de Potomac nehrinin kuzey kıyıları ve Georgetown civarına yerleşmişler. Bu topraklar yaklaşık 40 yıl sonra kurulan federal hükümet bünyesine girmişler.

Fakat bundan önce gerçekleşen önemli olaylar var. 1749’da Alexandria, Virginia bu topraklarda kurulmuş. James Maddison, 1843’te yayınlanan kitabı “Federalist No.43”te ilk defa kurulacak yeni ulusal başkentin diğer eyaletlere mesafeli ve farklı olması gerektiğini önermiş. Bunun sebebi olarak da başkentin böylece daha güvenli ve daha doğru hizmet verebilir hale geleceğini iddia etmiş. Bundan 5 yıl önce de Philadelphia’da bir önemli toplantı sırasında kongreye gerçekleşen askeri isyanda, eyalet güvenlik birimleri askerlere karşı müdahale etmeyi reddetmiş. Bu durum da federal hükümetin güvenlik için hiçbir eyalete güvenmemesi gerektiği fikrini doğurmuş.

Sonradan Birleşik Devletler anayasasına, meclise, eyaletlerden bağımsız bir bölgeyi direkt tanıyabilme ve başkentlik statüsü verebilme hakkı veren bir madde konulmuş. Bu madde de yeni başkentini yerini değilse de özelliklerinin nasıl olacağını belirlemiş.

16 Temmuz 1790’da ise meclis, yeni başkentin Potomac nehri civarına kurulacağını belirten bir yasa geçirmiş. Bu yer ise Başkan Washington tarafından seçilmiş. Gerekli olan toprak Maryland ve Virginia eyaletlerinden alınmış.

1792-92 yıllarında ise Andrew Ellicott, birçok asistanıyla beraber bu yeni şehrin sınırlarını belirlemek adına sınır bölgelerine sınır taşları yerleştirmiş. Bu taşların bazıları ise hâlâ duruyormuş. Böylece yeni federal şehir, Potomac nehrinin kuzey kıyısına kurulmuş ve Başkan Washington’ı onurlandırmak adına şehre onun ismi, bölgeye de Columbia ismi verilmiş.

Meclis Washington’a taşındıktan kısa büre sonra, yeni bir kanunla Washington, Georgetown ve Alexandria’yı kapsayan bölge District of Columbia ismi altında birleştirildikten sonra bölge, federal hükümet tarafından verilen özel yetki kontrolü altına girmiş. Columbia bölgesi içindeki bağımsız bölgeler ise Country of Washington ve Country of Alexandria olarak adlandırılmış.

24-25 Ağustos 1814’te Burning of Washington olarak bilinen olaylarda şehir İngiliz askerleri tarafından yakılmış ve yağmalanmış. Bunun sebebi ise daha önce Amerikanların bugünkü Toronto kenti olan York’u benzer şekilde yakmaları olarak gösterilmiş. Bu yangında The Capitol, Beyaz Saray, hazine gibi binalar da yanmış. Hükümete ait binaların çoğu acilen yenilenmiş fakat The Capitol’ün restorasyonu 1868’e kadar sürmüş.

1800’lerden itibaren Maryland ve Virginia’dan alınan toprakları geri iade etmek için birçok yasa tasarısı meclise sunulmuş. Dönemin köle ticaretinin merkezi olan Alexandria, köleliğin kaldırılacağı dedikodularıyla büyük bir ekonomik kriz geçirmiş. Bu dönemde bu diğer alınan topraklarda yaşayan insanlar eski eyaletlerine tekrar bağlanmak için meclise dilekçeler yazmaya başlamış ve bu etkili olmuş. Şubat 1846’da Alexandria, Temmuz 1846’da ise Virginia toprakları eski eyaletlerine bağlanmış.

1850’de dedikoduları haklı çıkararak sadece Alexandria’da kölelik yasaklanmış. Ve bu durum sonucunda artık özgür olan Afroamerikanlar nüfusun artış göstermesine sebep olmuş. 1862’de ise kölelik bölgede tamamen kalkmış.

1871’de çıkarılan Organic Act adlı kanunun bir maddesiyle Washington şehri, Washington County ve Georgetown “District of Columbia” adı altında birleştirip bölge bugünkü halini almış. Şehir Büyük Buhran ve 2.Dünya Savaşı sırasında olumsuz etkilerden çeşitli yasalar, hükümet adına işe alımlar ve bürokrasiyi genişleterek kurtulmaya çalışmış. 1950’ye gelindiğinde ise nüfus 802,178 ile zirve noktasına ulaşmış.

Bölgeye, 1961’de ABD başkan ve yardımcısı seçimlerinde, 1973’te ise kendi belediye başkanı ve şehir konseyini seçimlerinde oy kullanma hakkı tanınmış. Şehrin geçirdiği en büyük tehlikelerden biri de 11 Eylül olaylarında Washington’ı hedeflediği sanılan uçağın yönü değiştirilerek Airlington’daki Pentagon binasına çarpması olarak gösteriliyor.