Paris

15:31:48

GMT +02:00

1 € (EUR)
=
6.55 TL (TRY)
Bugün
15º
Orta şiddetli yağmur
13º / 16º
  • Cu
    10º/13º
  • Ct
    10º/14º
  • Pa
    10º/14º
  • Pt
    13º/18º

Fransa'nın başkenti Paris, Fransa tarihi kadar dünya tarihi için de önemli bir kent. Fransız Devrimi'ne sahne olan bu kent, Avrupa'nın kaderini belirleyen kentlerden biri.

 

Paris

 

Modanın, haute couture’ün ve Fransız tarzının başkenti.

 

Şehrin geçmişi, M.Ö. 3. yüzyıla kadar uzanıyor. Kente ilk yerleşim, adı Parisli olan bir Kelt balıkçı Avim tarafından yapılmış. Keltler bölgeye Lutetia adını vermişler. M.Ö.52’de ise Julius Caesar bölgeyi alıp Roma topraklarına bağlamış. 250 yılında ise, Hıristiyanlık kabul edilmiş ve ilk kiliseler inşa edilmiş. 4. ile 9. yüzyıllar arası Frank ve Normand istilaları başlamış. Bölgenin adı Lutetia Paris olmuş. 14. yüzyılın sonunda ise, kent veba salgını sebebiyle büyük kayıplar vermiş. 15. yüzyılın sonunda ise, Paris Rönesans’ın etkisi altına girmiş. Bu dönem aynı zamanda, kente bugünkü görünümünü veren birçok önemli yapının inşa edildiği yıllar. 1643’te 14. Louis tahta geçmiş. Kentin altın dönemleri başlamış aynı zamanda yönetim, Paris’in merkezinden, Versaille Sarayı’na taşınmış.

17 Temmuz 1789 Paris için önemli bir tarih. Zira bu tarih, Fransız Devrimi’nin Paris’te Bastille Hapishanesi’nde başladığı tarih. Bu dönem içinde cumhuriyet kurulmuş ve 16. Louis ile meşhur Marie Antoinette giyotinde idam edilmiş. Marie Antoinette, okullarda okutulan tarih kitaplarının pek sevdiği “ekmek yoksa pasta yesinler” sözünün sahibi. İşe resmi tarih perspektifinden bakmayı pek sevmeyen tarihçiler, bu böyle bir cümlenin var olup olmadığını bile sorguluyorlar.

1793 – 1799 arasında yönetimin önde gidenleri, giyotinleri ve cellâtları uzun süre meşgul etmiş. Ardı ardına idamlar gerçekleşmiş.

1799’da Napoleon Bonaparte kendini imparator ilan etmiş. Fransa’nın cumhuriyet yönetimine geçiş döneminde sıkıntıların yaşandığı bir dönem başlamış. Napolyon döneminde Kuzey Afrika’da alınan topraklarla imparatorluk zenginleşmiş. Bu dönem de Waterloo savaşında sona ermiş.

19. yüzyılın ortalarına geldiğimizde de, karşımıza önemli bir karakter çıkıyor: Hausmann. III. Napoleon’un emrinde çalışan şehir planlamacısı Hausmann, Paris’e bugünkü görünümünü veren kişi... Geniş bulvarlar inşa etmiş, bunu yaparken de neredeyse kentin yarısını yıkmış.

Kentin dokusunun tamamen değiştiği bu dönem, hüzünlü hikâyelere de dekor olmuş. Kentin büyük bir bölümünün yıkılması sonucunda birçok yoksul evsiz kalmış. Hausmann, kenti yeniden yapılandırmaktaki politikasında hiç taviz vermemiş. Bu amaç uğruna, kendi evini bile yıktığı söylenir. Kentin yoksulları arasında birçok entelektüel ve sanatçı da varmış. Bu insanlar da, o zamanlarda kiraların daha ucuz olduğu Montmarte-Pigalle bölgesine yerleşmişler. Bu bölge, bir anda kentin sanat merkezi haline gelmiş. Bölgeyi gezdiğinizde, dünya sanatına yön vermiş birçok sanatçının izlerini takip edebilirsiniz.

1870 yılında, 3. Cumhuriyet ilan edilmiş. Sanatta yeni bir üretim dönemine girilmiş. Kentte, o dönem içinde yapılmış “Art Nouveau” tarzında birçok binayı bugün de görmek mümkün.

1940 ise kent için dört sürecek karanlık bir dönemin başlangıcı. II. Dünya Savaşı sırasında Paris, Naziler tarafından işgal edilmiş. General Charles de Gaulle, Londra’ya giderek savaşı dışarıdan yönetmiş. 1944 yılında ise kent kurtulmuş. Kurtuluş günlerinde yaşananlar hakkında söylenen değişik söylentiler var. Kimileri bir sanat hastası olan Hitler’in (ki kendisi kötü bir ressamdır. Politikadaki kariyerini başlatan olay, güzel sanatlar okuluna kabul edilmemesidir) kente zarar verilmemesini emrettiğini söylüyor. Kimileri de Hitler’in kentin yok edilmesini emrettiği fakat komutanlarının bu emre uymadığını savunuyor. Sonuç olarak Naziler, savaş boyunca yaptıkları en doğru hareketlerden birini burada yapıyorlar ve kente zarar vermiyorlar.

Sonraki yıllar Paris için oldukça parlak geçiyor. Avrupa’nın en önemli başkentlerinden biri olan Paris’in bugünkü en önemli sorunu ise, banliyölerinde yaşayan göçmenler. Kentin bir çekim merkezi haline gelmesiyle birlikte, gelir dağılımında uçurumlar baş gösterdi ve bu da suç oranının artmasına neden oluyor.