New York

09:32:15

GMT -04:00

1 $ (USD)
=
6.04 TL (TRY)
Bugün
22º
Parçalı az bulutlu
20º / 25º
  • Pt
    21º/26º
  • Sa
    22º/23º
  • Ça
    18º/22º
  • Pe
    16º/22º

Dünya'nın en büyük, en metropolit şehirlerinden biri olan New York aslında her biri kendi başına büyük bir şehir sayılabilecek beş bölgeye ayrılmış durumda. Şehrin kendisini oluşturan Manhattan, Brooklyn, Queens, Bronx ve Staten Island adındaki bu beş bölge toplam 8 milyonun üzerinde bir nüfusa sahipken, çevredeki New York Metropol Bölgesi ise 19 milyona yakın bir nüfusa ev sahipliği yapıyor. İlgi alanlarınız ne olursa olsun burada sizin için birşeyler var.

 

New York

kültür, moda, yemek, medya, sanat, ekonomi gibi modern hayatın birçok unsurunun merkezi. 

 

Avrupalılar bugün New York City olan bölgeye yerleştiğinde, 11.000 yıl öncesinden beri burada Lenape olarak bilinen Kızılderili grubu yaşıyordu. Lenapelerin patikaları bugünkü Manhattan’ın Broadway gibi bazı caddelerinin temellerini oluşturdu.

 

1524’te Floransalı kâşif Giovanni da Verrazano’nun gelişine kadar Lenapeler burada rahatsız edilmeden hayatlarını sürdürüyorlardı. Hollandalı Batı Hindistan Şirketi 1609’da vardığı New York’a 1624’te ilk defa bir ticaret merkezi oluşturmak amacıyla yerleşmek üzere 110 kişi gönderdi.

 

Bugünkü Lower (Aşağı – Güney) Manhattan’da kurdukları koloniye Nieuw Amsterdam (Yeni Amsterdam) adını veren göçmenler Manhattan adasının belirli bölgelerini Lenapelerden satın almaya başladı.

Zamanla Nieuw Amsterdam yerleşimcileriyle Lenapeler arasında oluşan düşmanlık, bölgedeki Lenapelerin sayısının hızla düşmesine, New York’un Avrupalıların kontrolüne girmesine yol açtı. Öyle ki, Avrupalılar bölgeye ilk vardığında 15.000 civarında olduğu sanılan bölgedeki Lenape nüfusu, 1700 yılında 200’e düşmüş olacaktı.

 

1664’te İngilizler koloniyi ele geçirdi ve adını New York olarak değiştirdi. 1673’te Hollanda bölgeyi geri alsa da, 1674’te tamamen İngilizlere geri bırakacaktı.

1700’lerin ortalarında İngiliz kontrolü altındaki New York’ta yaşayan, çoğunluğu İngiliz kökenli olan nüfusu 1100’e ulaşmıştı. İngiliz yönetimi ve vergilerine olan öfke gittikçe artıyordu. 1733’te Alman asıllı gazeteci John Peter Zenger,  yazdığı The New York Weekly Journal gazetesinde bu yöndeki fikirlerinden söz edince tutuklandı. Zenger’in 1735’teki mahkeme kararıyla suçsuz bulunması, günümüzdeki basın özgürlüğü kavramının temellerini oluşturmuştur. Duruşmanın yapıldığı yerde, Federal Hall’da özgürlük için kazanılan bu zaferin anısı hâlâ açık olan sergiyle yaşatılmakta.

 

1776’da, 13 koloninin özgürlüğünü ilan ettiği 4 Temmuz’dan yaklaşık iki ay sonra General George Washington komutasındaki Amerikan ordusu, bugünkü Brooklyn’de İngiliz kuvvetleri tarafından mağlup edilip geri çekilmeye zorlanınca bölge uzun süre İngiliz kontrolü altında kaldı. Bu yıllarda oluşan kaotik ortamda çıkan yangınlar şehre büyük zarar verdi.

 

İngilizlerin hapishane gemilerinde esir olarak tuttuğu 10.000’in üzerinde Amerikan askeri kasıtlı ihmaller sonucunda hayatını kaybetti. 1783’te Amerikan Bağımsızlık Savaşı sona erdiğinde İngiliz askerleri New York’u terk etti. Beş yıl sonra ise bu şehir, Birleşik Devletler’in anayasasında tanımlanan ilk başkenti olmuştu.

 

1789’da George Washington, Wall Street üzerindeki Federal Hall’da ilk başkan olarak göreve başladı.

1790’da devletin başkenti Philadelphia’ya taşınsa da, New York büyümeye devam etti ve ülkenin ekonomik merkezi haline geldi. 1790’da 33.000 olan şehrin nüfusu, Amerika ve Avrupa’dan gelen göçmenlerle 10 yıl içinde neredeyse ikiye katlandı ve 60.000’in üzerine çıktı. 1935’te ise New York, Birleşik Devletler’in en büyük kenti haline gelmişti.

 

Amerikan İç Savaşı sırasında zorunlu askerliğe karşı çıkan kanlı isyanlar, kolera salgınları ve artan suç oranları şehrin büyümesine darbe vursa da, savaş sonrasında Avrupa’dan gelen göçmen akışı hızla arttı. New York, Özgürlük Heykeli’nin de simgelediği üzere, yeni bir hayat arayışıyla Amerika’ya gelen milyonların ilk durağı haline gelmişti.

 

Artan nüfusu ve gelişen sanayisiyle, 20. yüzyılda New York dünyanın ticaret, sanayi ve iletişim merkezlerinden biri haline geldi. Gittikçe artan yoksulluk ve suç oranları I. Dünya Savaşı ve sonrasında Büyük Buhran’ın sonlanmasıyla düşmeye başladı.

Gittikçe iyileşmeye başlayan işçi hakları ve yaşam standartlarıyla New York ekonomik ve kültürel açıdan hızla gelişti. 1930’larda inşa edilen, zamanında dünyanın en yüksek binalarından olan gökdelenlerden bazıları günümüzde hâlâ şehrin gökdelenleriyle ünlü siluetinin birer parçası…

 

II. Dünya Savaşı’nın ardından New York bir ekonomik patlama yaşadı. Geçen yıllarda şehir bir sanayi merkezinden ekonomi merkezine dönüştü ve hizmet sektörü büyük gelişim gösterdi. 1980’lerde yeniden canlanan Wall Street, New York’u tekrar dünyanın finans piyasasının merkezine getirdi. 1990’lardan itibaren azalmaya başlayan işsizlik ve suç oranlarıyla şehir bugünkü halini almaya başladı ve hâlâ büyümeye devam ediyor.