Moskova

01:17:19

GMT +03:00

1 руб (RUB)
=
0.06 TL (TRY)
Bugün
10º
Açık
9º / 10º
  • Ct
    7º/13º
  • Pa
    6º/15º
  • Pt
    5º/15º
  • Sa
    7º/17º

Bizans İmparatorluğu'nun çöküşünün ardından Ortodoks Kilisesi'nin merkezi haline gelmesiyle Üçüncü Roma adını alan Moskova, Rusya'nın tarihinde önemli bir role sahip. Bir zamanlar Sovyetler Birliği'nin merkezi olan şehir günümüze kadar oluşan yeni elit kesim ve beraberinde getirdiği bambaşka atmosferiyle modern Rusya'nın başkenti konumunda. Rusya'nın her yönünü içinde barındıran bu metropolde keşfedilecek çok şey var.

 

Moskova,

Batı Ve Doğunun arasında, ikisinin de etkilerinin rahatlıkla sezilebileceği büyük, ihtişamlı ve kendine has bir havaya sahip bir şehir.

 

İlk yerleşimi 10. yüzyıl Slav topluluklarına dayanan Moskova’nın tarihi bir ticaret merkezi olarak başladı. Moskova’nın adı, kayıtlarda ilk olarak 1147 yılında, o sırada bölgenin kontrolüne sahip olan Prens Yury Dolgoruky’in müttefiklerine gönderdiği davette geçiyor.

 

13. yüzyılda Rusya’nın geri kalanıyla birlikte Moğolların istilasına uğrayan Moskova, 200 yıl sonra III. Ivan’ın yönetimi altında ülkeyi istiladan kurtaran ve kendi iradesi altında toplayan bir güç haline geldi. 3. Ivan’ın başarılarının şerefine başlattığı renovasyon çalışmalarında Kremlin’e bugünkü ünlü tuğla surları eklendi.

 

Ülkenin politik merkezi olan Moskova, zamanla dini bir merkezhaline de geldi. 15. yüzyılda Rum Ortodoks kilisesinden bağımsız olarak kurulan Rus Ortodoks Kilisesi’nin, 1453’te İstanbul’un fethinin ardından ülke çapında etkinliği daha da arttı.

 

Çar I. Petro 1712’de ülkenin başkentini St. Petersburg’a taşısa da, 1917 devriminden sonra Moskova tekrar resmi başkent oldu. 1800’lerde Napolyon, Rusları Borodino’da mağlup ettikten sonra Moskova’yı işgal etti. Bunun üzerine halkın şehri işgal altında görmektense ateşe verdiği söylenir. Napolyon’un orduları şehre girmiş olsalar da, asla Kremlin’in surlarını geçmeyi başarmadı. Napolyon’un mağlubiyetinden sonra yeniden inşa edilen şehirde bu kurtuluşun anısına dikilen anıtları görmek mümkün… Sanayileşmenin ilk adımlarıyla birlikte 1900’lere Moskova’nın nüfusu bir milyonu geçti.

 

1917’de Bolşevik devriminin gerçekleştiği Moskova binin üzerinde ölüme sahne oldu. Tekrar başkent haline gelen şehir, Stalin’in ciddi sanayileşme adımlarıyla çok büyük bir nüfus artışı yaşadı. Birçok tarihi bina bu amaç doğrultusunda yıkıldı.

 

Stalin 1941’de Hitler’in ordularının Rusya’ya girmesine engel olamadı ve Alman orduları Moskova’nın sınırlarına kadar ulaştılar. Erken gelen kışın da yardımıyla Moskova Meydan Muharebesi’nde galip gelen Ruslar, Nazi kuvvetlerini dağıtmayı ve şehri tekrar istila edilmekten kurtarmayı başardı.

 

Komünizmin düşüşü sırasında birçok kanlı olay yaşansa da, Moskova bu süreçten Sovyetler Birliği’nin geri kalanına kıyasla daha az yara alarak çıktı. Yeni ekonomik düzenle birlikte yeni bir zengin kesim ortaya çıktı ve bugünkü Moskova sosyetesinin temelini oluşturdu. Bu sürecin devamında farklı ekonomik sınıflar baş gösterdi ve Moskova, bugünkü metropol havasını kazandı.