Malatya

02:56:14

GMT +03:00

Bugün
23º
Açık
17º / 30º
  • Sa
    19º/31º
  • Ça
    19º/30º
  • Pe
    18º/30º
  • Cu
    18º/28º

Anadolu’nun Yukarı Fırat bölgesinde bulunan Maltaya’nın tarihi, Neolitik çağa kadar uzanıyor. Kral Yolu ve Kervan Yolu üzerinde bulunan bu topraklardan birçok medeniyet geçmiş ve Malatya’nın sahip olduğu zenginlik ile su kaynakları, tüm zamanlarda cezbedici etkisini sürdürmüş.

III. Jeolojik zamanda oluşmuş yaşlı kalker ve volkanik küllerle bezeli bu topraklar Güney Doğu Anadolu’nun birçok önemli plato ve su havzalarını içinde barındırıyor. Türkiye’nin en büyük su havzası olan 127.000 km²’lik Fırat Havzası da burada bulunuyor.

Malatya’nın sahip olduğu en büyük değerlerden biri de el işçiliği. Usta ellerden çıkan ve şehrin otantik havasını yansıtan el dokuması çorap, eldiven, çuval, perde ve Dirican kilimleri yerli yabancı tüm turistlerin beğenisini topluyor.

Malatya’da varlığını sürdürmüş Hitit, Asur, Urartu, Pontus, Roma, Bizans ve Arap egemenliklerine ait kalıntıların, bölgeye eşsiz bir tarihi zenginlik kazandırdığını da söylemek gerek.

Mağaralarda yapılan arkeolojik çalışmalara göre Malatya’nın tarihi Peolitik çağa kadar uzanıyor. Bu dönemde insanların mağaralardan çıkıp köy hayatı kurduğuna dair izlere rastlanıyor. M.Ö 7.000 yıllarında yapılmış, dünyanın ilk heykel örnekleri de bölgedeki kazı çalışmaları sırasında gün ışığına çıkarılmış.

Arslantepe ve Değirmentepe’deki çalışmalar Malatya çevresindeki yerleşimin, Kalkolitik çağda da devam ettiğini gösteriyor. Bu çağa ait taştan ve pişmiş topraktan yapılmış mühürler, ticaretin geliştiğine dair bir işaret!

Eski Tunç döneminde ise bölgenin dini ve kültürel bir merkez olduğunu, M.Ö 3.200 yıllarına ait olan Anadolu’nun ilk tapınak örneklerinin kalıntılarından anlıyoruz.

Bazı seramik kalıntıları, M.Ö 2.000 yıllarında Hititlilerin Malatya’da yerleşim kurduklarını kanıtlıyor. Kavimler göçü sebebiyle Anadolu’nun yaşadığı karanlık dönemin ardından Hitit İmparatorluğu tamamen ortadan kalkıyor.

Hitit İmparatorluğunun torunlarının ise şehir devletleri halinde varlığını sürdürdüğü dönemlerde, Malatya oldukça önem kazanıyor. Asur kralının yıllıkları ve Urartu kitabelerine göre; artık bir Hitit şehir devleti olan Malatya ve çevresinde Hititliler oldukça geniş bir yayılım gösteriyor.

M.Ö. 8. yüzyılda Urartu egemenliğinde olan Malatya, kısa zaman sonra Asurlulara haraç veren ve kendi özgürlüğüne sahip olan bir beylik oluyor. Fakat bu da fazla uzun sürmüyor. Malatya kralı, Asurlulara esir düştükten sonra halkıyla beraber bölgeden sürgün ediliyor. Ardından bu önemli toprakların, Med ve Pers egemenliğine girdiğini görüyoruz.

M.Ö. 66 yıllarında Fırat Nehri’nin, doğu ve batıyı birbirinden ayırması, bölgeye büyük bir önem kazandırıyor ve Roma İmparatorluğu otuz lejyonundan ikisini Malatya’da görevlendiriyor. Kısa zaman sonra Roma’nın önemli bir askeri üssü haline gelen bölgede huzursuzluklar ve isyanlar sürekli baş gösteriyor. Bu dönemdeki savaşlarda fazlasıyla tahrip gören eserler ne yazık ki günümüze ulaşamamıştır.

M.S. 395 yıllarından itibaren Malatya, Bizans yönetimi altında bulunacağı uzun bir döneme giriyor. Bu dönemde surlar yeniden onarılmış ve şehri güçlendirmek için çalışmalar yapılmış. Bizans egemenliğindeki Malatya’nın, önceki dönemlerden çok daha gelişmiş bir eyalet merkezi olduğunu görüyoruz. Bu dönemde, bölgeyi Hıristiyanlaştırmak için çok sayıda kilise ve manastır yapılsa da Müslüman Arap saldırılarıyla, oldukça büyük bir hasara uğrayan şehirde, az sayıda yapı ayakta kalmayı başarıyor. Bizans döneminden günümüze kadar gelmiş ender eserlerden olan, mozaikli havuz kalıntıları ve yedi adet altın Bizans sikkesi Malatya Müzesi’nde sergileniyor.

1078 yıllına gelindiğinde Malatya’nın Müslümanlar tarafından yönetildiğini görüyoruz. Hatta bölgeyi Müslümanlaştırmak için Irak ve Suriye halkının bir kısmı buraya getiriliyor. Bu dönemde Müslüman Araplar ve Bizans arasındaki savaşların tüm yıkıcılığıyla devam ettiğini görüyoruz.

11. yüzyılda Türklerin Anadolu’ya akın etmesiyle beraber Malatya, Selçuklu egemenliği altına giriyor. Bu dönemde bitmek tükenmek bilmez Türk-Bizans savaşlarını, daha önceden Bizanslılar tarafından bölgeden sürülen Ermenilerin desteği ile Türkler kazanıyor ve Malatya’da 1318’e kadar egemenlik sürüyor.

1317-1521 yılları arasında Malatya ve çevresinde küçük beylik egemenlikleriyle karşılaşıyoruz. 1515 yılından itibaren ise bölgeye, Osmanlı İmparatorluğu hâkim oluyor. Ayaklanmalar baş gösterse de genellikle sakin geçen bu dönemde, halkın en büyük sorunu eşkıya saldırıları ve salgın hastalıklar...

Osmanlı döneminde küçük bir kent olan Malatya asıl gelişimini Cumhuriyet döneminde yaşıyor.