Kars

23:38:36

GMT +03:00

Bugün
17º
Açık
11º / 22º
  • Pt
    11º/21º
  • Sa
    9º/20º
  • Ça
    9º/20º
  • Pe
    9º/23º

Kars, çeşitli etnik grupların bir arada yaşadığı ve içinde bu grupların kültürel zenginliğini barındıran bir şehrimiz. Tarihi, Peolitik Çağa kadar uzanan kentin ismi, 127-130 yıllarında bölgeye yerleşen Bulgar Türkleri tarafından verilmiş. Buna göre, Türkçe isim taşıyan şehirlerimiz arasında Kars’tan daha eski bir isme sahip olanı bulunmuyor.

Fakat şehrin ismi konusunda bir rivayet daha var; Türkiye’nin Orta Doğu’ya açılan kapısı olan bu kentin isminin, Gürcüce’de, “kapı şehir” anlamına gelen “karsiklaki” kelimesinden geldiği de iddia ediliyor.

Kars’ın gelenek ve göreneklerinden bahsedecek olursak; halk hikâyeciliği, maniler, türküler, dengbejler, yöresel yemekler ve geleneksek giyim gibi kültürel değerlerin korunarak günümüze taşındığını ve halen sürdürüldüğünü görüyoruz.

Tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmış ve günümüzde çeşitli etnisitelerin birlikte yaşadığı Kars’ın, kültürel bir zenginliğe sahip olduğunu ve kozmopolit bir şehir niteliği taşıdığını söyleyebiliriz. Bu nedenledir ki kentte, kültür turizmini geliştirmek için birçok çalışma yapılıyor.

Bununla da bitmiyor, kuş ve çiçek meraklıları için sahip olduğu doğal değerleri cömertçe sergileyen Kars, ekolojik turizm merkezlerimizden biri. Son zamanlarda çoğalan sanat ve kültür etkinlikleri ile Sarıkamış’taki kayak merkezlerinin, Kars’a olan ilgiyi arttırdığını da ekleyelim.

Kars’ta yapılan arkeolojik çalışmalar sonucu, gün ışığına çıkarılan el baltaları, taş araçlar, ocak yerleri ve kayaların üzerine yapılmış insan ile hayvan figürleri, bölgenin tarihinin Peolitik Çağa kadar uzandığına işaret ediyor.

Bölgede çıkarılan buluntular, Kars’taki yerleşimin Mezolitik, Neolitik ve Tunç Çağ’larında da aralıksız devam ettiğini gösteriyor.

Asur Kralı 1. Salmanassar’ın yazıtları, bölgeden bahseden ilk yazılı belgeler. Bu yazıtlara göre, Kars’taki ilk yerleşim, M.Ö. 9. ve 6. yüzyıllar arasında Urartularla başlıyor. Daha sonra bölgede oluşan küçük krallıkların Asur Krallığı tarafından vergiye bağlandığını görüyoruz. Bu dönemde Kars, bu küçük krallıkların en güçlülerinden biri olan Diauekhi Krallığı’nın topraklarında bulunuyor.

M.Ö. 550 yıllarında Urartu Toprakları, Pers egemenliği altına giriyor. Persler, bölgeyi “satraplık” denilen küçük birimlere bölüyor ve Kars, Pers Krallığı’nın 18. satraplığı içinde yer alıyor.

İslam uygarlıklarının bölgede belirmesine kadar Kars, Araks, Tigran ve Sasani gibi krallıkların egemenliği altına giriyor.

635’te Bizans İmparatoru 1. Constantinus, Kars’ı kendi topraklarına katıyor. Aynı yıllarda Arapların, Doğu Anadolu seferlerinin de başladığını görüyoruz. Bölge, bir süre Araplar ve Bizans arasında el değiştiriyor. Bizans‘a ağır vergiler vermekten sıkılan Hıristiyan Türklerin ayaklanmasının ardından, Kars’ta Arap egemenliği başlıyor.

1064 yılında Alpaslan’ın “Rum Seferleri”ne başlamasıyla beraber bölge, ilk kez Müslüman Türk devleti egemenliğine giriyor. Alpaslan döneminde Kars’ın, barış ve huzur içinde olduğunu görüyoruz. Fakat Melihşah dönemine gelindiğinde karışıklıklar başlıyor ve Kars, Gürcü, Moğol, Karakoyun ve Akkoyun devletleri arasında el değiştiriyor. 1453 yılında Akkoyun Devleti yıkılıyor ve bölgeye Safavi devleti hâkim oluyor. Bu sırada Kars, büyük yıkım ve zarara uğruyor.

1534’te Kanuni Sulatan Süleyman Kars’ı Osmanlı topraklarına katıyor. Hemen ardından, şehirde onarım ve güçlendirme çalışmalarını başlatıyor. Bölgede, 94 yıl barış ve huzur hâkim oluyor. Ardından 1855 yılına kadar sürecek ve kanlı çatışmaların yaşanacağı İran ve Rus saldırıları başlıyor.

I. Dünya Savaşı sırasında Kars, Ermeni, İngiliz ve Rus işgallerine uğruyor.

Özellikle Kars’taki Rus işgalleri sırasında, Enver Paşa komutasındaki 90 bin askerimizin Sarıkamış’ta donarak ölmesi zihinlere kazınıyor. Çarlık Rusya’nın yıkılmasının ardından Kars, geri verilse de Rus saldırıları devam ediyor. Buna engel olmak için bölgede, 1918 yılında “Milli İslam Şurası” adında yerli bir demokratik hükümet kuruluyor ve merkezi de Kars oluyor. Bunu bir tehdit olarak gören İngilizler, hükümeti dağıtıyor. Bu olay sonrasında, Kars topraklarında Gürcü ve Ermenilerin hüküm sürdüğünü görüyoruz.

1920‘de, Milli Mücadele zamanında, Kazım Karabekir Paşa komutasındaki askerler, ilk önce Sarıkamış’taki daha sonra da Kars’taki direnişi kırıyor ve barış görüşmelerinin ardından, Kars bütünüyle Türkiye topraklarına katılıyor.