İstanbul

15:02:47

GMT +03:00

Bugün
13º
Açık
12º / 14º
  • Ct
    12º/14º
  • Pa
    14º/16º
  • Pt
    11º/15º
  • Sa
    8º/9º

İstanbul, Türkiye'nin en kalabalık ve ekonomik açıdan en önemli şehri. İstanbul’da olmak, bir günlüğüne bile olsa, hiç kuşkusuz bir insanın hayatta yaşayabileceği en ilginç deneyimlerden biri...

Düşünsenize, bir kere, dünyada iki kıta üzerinde kurulu tek şehirdesiniz. Avrupa’dan Asya’ya, Asya’dan Avrupa’ya, tek taşıtla, hem de pasaport, vize gibi sıkıntılar olmadan geçebileceğiniz bir şehir. Gerçi İstanbulluların çoğu evlerinden işlerine giderken bunu her gün yapıyorlar!

15 milyona yaklaşan nüfusuyla Avrupa’nın en büyük şehri, dünyada ise ilk beş arasında. Hem cehennem gibi kalabalık, hem cennet gibi sakin. Roma gibi yedi tepeli, bir zamanlar Yeni Roma adıyla da anılmış, ama aslında Roma’dan çok daha eski bir şehir. Tarihi 300 bin yıl önceye kadar uzanan, dünyanın en eski yerleşim yerlerinden biri…

Dünyanın en eski şehirlerinden biri olan İstanbul, M.S. 330 - 395 yılları arasında Roma İmparatorluğu, 395 - 1204 ile 1261 - 1453 yılları arasında Doğu Roma İmparatorluğu, 1204 - 1261 arasında Latin İmparatorluğu ve son olarak 1453 - 1922 yılları arasında Osmanlı İmparatorluğu'na başkentlik yaptı.[8] Ayrıca, hilafetin Osmanlı Devleti'ne geçtiği 1517'den, kaldırıldığı 1924'e kadar, İstanbul İslamiyet'in de merkezi oldu. Görmek ya da daha da alıcı gözle bakmak için bundan daha geçerli sebepler olabilir mi?

Bugünkü temelleri ise İÖ 660 yıllarında Byzantion adıyla kurulmasıyla atılmış. Üç yüzyıl boyunca birkaç el değiştirip bir sürü kuşatma ve işgal gördükten ve Yeni Roma olarak ünlendikten sonra, İS 4. yüzyılda Roma İmparatoru Constantine I the Great tarafından yeniden kurularak Constantinopolis adı verilmiş ve 16 yüzyıl boyunca Roma (330-395), Doğu Roma (Bizans) (395-1204 ve 1261-1453), Latin (1204-1261) ve Osmanlı imparatorluklarına (1453-1922) başkentlik etmiş. Şimdi de Türkiye Cumhuriyeti’nin en büyük ve en önemli şehri.

İstanbul bir yanıyla da önemli bir dini merkez. Tarih boyunca olduğu gibi şimdi de iki büyük dinin en önemli şehirlerinden biri. Constantine I the Great’in Hıristiyanlığı Roma İmparatorluğu’nun resmi dini yapmasıyla birlikte Hıristiyanlığın merkezlerinden biri olmuş; Ayasofya’nın yapımından sonra bütün dünyadaki Hıristiyanlar için özel bir simgesel anlam kazanmış.

1453’te Osmanlılar tarafından fethedildikten sonra ise en önemli İslam şehirlerinden biri sayılmış, hilafetin Osmanlılara geçişinden sonra bu önemi daha da artmış; öyle ki yüzyıllarca Rusya ve Balkanlar’dan Hacca gidenler İstanbul’a da muhakkak uğramışlar. Bu özellikleri dolayısıyla, İstanbul’da her köşe başında hem Hıristiyan hem de İslam tapınak mimarilerinin en önemli, en çığır açıcı örneklerine rastlama şansınız var: Bizans İmparatoru Justinian I’in 532-537 yılları arasında devrin en büyük mimarları Miletoslu (bugün Batı Anadolu’da Milet) İsidoros ile Trallesli (bugün Batı Anadolu’da Aydın) Anthemios’a yaptırdığı bugünkü Ayasofya da bu şehirde, Süleyman the Magnificent’ın 1551-1558 yılları arasında devrin en büyük mimarı Sinan’a yaptırdığı Süleymaniye Camii de…

Sivil mimari açısından da hiç yabana atılamayacak bir şehir İstanbul. Roma, Bizans, Ceneviz ve Osmanlı uygarlıklarının çok sayıda önemli sivil mimari örneklerini görmek için en doğru nokta…

Eski ile yeninin, arkaik ile modernin yan yana yaşadığı bir şehir İstanbul. Bunu, simgesel iki yapıyla örneklendirmek mümkün: Bir yanda 400 yıl hanedanı ağırlayan, Fatih Sultan Mehmed zamanında başlanan ve 1678’e kadar 13 yıl yapımı süren Topkapı Sarayı; öbür yanda imparatorluğun ilk modern yapılarından ve aynı zamanda dünyanın en zengin saraylarından biri olan Dolmabahçe.

İstanbul, doğal zenginlikleri açısından da dünyanın belki en zengin şehirlerinden biri. İşte bu zenginliklerden, görülmesi gereken noktalardan birkaçı:

Eski çağlardan beri sularının ışıltısıyla altından yapılmış bir bereket boynuzuna benzetilen ve Batı dillerindeki yaygın adını bu özelliğinden alan Haliç.

İstanbul Boğazı’nın iki yakasında yer alan, hem tarih hem doğa zengini semtlerin oluşturduğu, kendine özgü bir kültür geliştiren Boğaziçi.

Şehrin Asya tarafında yer alan ve tarihi Bizans’tan eskiye giden “Körler Ülkesi” Kadıköy ve komşusu Üsküdar semti.

Bizans döneminde saray mensuplarının sürgün yerleri olduğu için Prens Adaları diye adlandırılan, şehrin tüm karmaşasını geride bırakmak için müthiş bir seçenek sunan, yıllarca üç dinin kardeşçe yaşadığı en önemli noktalardan biri olan ve doğasıyla göz kamaştıran: Adalar…

Üzerine en çok şiir, öykü, roman yazılan, en çok şarkı bestelenen, film çekilen şehirlerden biridir İstanbul. Bizans’ta, İran’da, Arap-İslam çevrelerinde, Osmanlı’da ve Cumhuriyet’te hem İstanbul hem de İstanbul’un çeşitli semtleri için üretilmiş binlerce örnek bir yana, bütün dünyada pek çok ülkede, pek çok dilde İstanbul’u konu edinen eski yeni çok sayıda eseri, bu arada Eric Ambler’in Topkapı romanı ve Jules Dassin’in bu romandan uyarlayıp yönettiği meşhur filmi sayabiliriz… 

İstanbul, saydığımız (ve sayamadığımız) özellikleri bütün dünyada kabul gören bir şehir: Önemli tarihi alanları 1985’te UNESCO World Heritage List’e alındı, son olarak da 2010 Avrupa Kültür Başkentleri arasına seçildi.